Anne, baba, çocuklar

Abone Ol

Çeşitli törenlerle "Hoş geldin" diye karşıladığımız Yeni Yıl, pek de "hoş olmayan" olaylar zinciriyle 31 günlük ömrünü gelecek hafta 28 günlük Şubat'a devredecek.

Evet o, 28 günlük Şubat, acaba 365 günlük 2026'ın günah yükü ile birlikte ne kadar dayanabilecek?

Vatandaş bunu hassas terazi ile tartarak haklı olarak soruyor!

Siyaset terazisi da nedense yanlış tartma! Alışkanlığı ve umursamazlığı ile "inkâr", hep "inkâr" ediyor!

Bu ateş hattında İnkâr, hep İnkâr! Nereye kadar?

Öğrenciler karnelerini aldı; Atatürk neresinde karnelerin?

"Cumhuriyeti Biz Kurduk. Onu Yükseltecek ve Yaşatacak Olan Sizsiniz" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği rota neden gizlemek istenir ki?

2 Haftalık tatile giren öğrenciler ve velileri hep bunu sorgulayıp, mertçe bir cevap bekliyor.

Vatandaş yeni nesil adına "Atam sen hep vardın. Bunların hiçbiri yoktu" diyor.

Evet, Öğretmeni Atatürk olanın, ödevi memleket olur. Evet Fikirler ölmez Atam...

Öte yandan Muhalefet Lideri Özgür Özel de memleketi karış karış dolaşıp düzenlediği "Millet iradesine sahip çıkıyor" mitinglerinde

Kurulan kürsülerden böyle sesleniyor. Halk ona hep aynı şeyi soruyor: "İnkâr, hep İnkâr. Nereye kadar?"

***

İnkârların peşine düşen vatandaş bıkmadan, usanmadan soruyor; Nereye kadar?

Emekliler ateş hattına rağmen, sokaklara dökülmüş "Vekil kaç para ödedi de 177 bin lira emekli maaşı alıyor? Diye soruyor:

"Hak, Hukuk, Adalet bunun neresinde?

Atatürksüz karnelerin hediyesi 2 haftalık kar tatili imiş!

Ya çocukların Atasına saygı ve anma günü olan 10 Kasım neden tatil?

Öğretmenler atamalar için "adeta bir sürgüne döndü" diyor!

İşte konunun diğer ucu Gazete ve Televizyonlara da sesli ve görüntülü olarak şöyle düşüyor:

"Çocukların elinde kitap yerine bıçak!

"17 Yaşındaki Atlas öldü."

Bu kaçın vaka? Nereye kadar?

Biz de "ateş hattının" gerisine çekilip Tekin Özertem' in yazısının başlığına bir bakalım isterseniz:

Çocuk Toplumda Anne Baba ve Çocuk Olmak?"

Evet İnsanlığın varoluşundan bu yana tüm insanlar, içine doğdukları toplumlar tarafından o toplumların kültürleri yani yaşam biçimleri doğrultusunda eğitilirler.

***

1990 yılında yürürlüğe giren 'Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi ve Uluslararası çocuk Hakları sözleşmesi' ile çocukluk çağı ve çocuklar koruma altına alındı. Ama yine de orta çağ anlayışının izleri sürüp gitmekte.

İllegal organizasyonlar eliyle, sokakta dilencilik, kapkaç yapmak üzere kullanılan, organları alınıp satılan, fuhuş pazarında pazarlanan, elinde oyuncağı ile savaş alanlarında ölen çocuklar da yine çağımızın çocukları... Kendi çocuğunun başına gelmediği sürece, sözde "uygar bireyler!" bunları düşünmeye gerek duymazlar. Bilip te bilmemezlikten gelirler. Nedeni de yetişkin olsalar da iyi eğitilmemiş çocuk bireyler olmaları.

Örgün eğitimimizden başlayarak sahip olduğumuz tüm sorunların nedeni de bu."

Evet Kültür ve Sanat dünyamızdan Tekin Özertem' den alıntı bu sözler sanırım pek çok şeyi anlatıyor.

Şimdi "Çocukların elinde kitap yerine bıçak! ", "17 Yaşındaki Atlas Öldü" başlıklı haberleri okuyup, dinlerken bir kez daha durup düşünmeliyiz.

Yine TV programlarında "Nitelikli dolandırıcılık" üzerine ne kadar çok görüntülü haber dinliyor ve görüyoruz. Dolandırılan kadın ve erkekler dolandırıcılar için önce "hipnotize ediyorlar" diyorlar. Peki bize de "Nereye kadar?" demek düşmez mi?

***

Değerli okurlarım, her gün görüp, yaşadığımız, hatta gazetelerimizde, radyo ve televizyonlarımızdan yükselen bu seslere bir nokta koymak isterdim! Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletimize, Türk Milletinin tarihsel mücadelesine yönelmiş açık bir saldırıdan da hepimizin uyanık olmamızı gerektiren bir haber ve olayı da asla sizlere aktarmadan geçemezdim.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşanan Türk bayrağına saldırıya tepkiler çığ gibi büyüyor. Bölgede yaşanan gelişmelerle ilgili bir açıklama da Kemalist Aydınlanma Derneği Yönetim Kurulu’ndan geldi. Kemalist Aydınlanma Derneği adına konuşan ve Türk bayrağının gönderden indirilip yerde çiğnenmesinin sıradan bir asayiş olayı olmadığını vurgulayan Dernek Sözcüsü Buket Müftüoğlu, “Bugün o bayrağa uzanan her el, bu milletin var olma hakkına uzanmıştır” dedi.