Akut değil, kronik sanki!

Abone Ol

Hedeften sapmadık.

Başladı yine her sene olduğu gibi.

Olacak şey değil.

Yine şampiyonluk yarınlara kaldı.

Hem kendinizi, hem bizi yaktınız.

Bu forma bu taraftarla, çok daha fazlasını hak ediyor.

Dakika 70’te, 80’de oyuncu değiştiren hocaya yazar bu yenilgi.

Sana güvenenleri yarı yolda bıraktın hoca.

Her sene aynı reziller.

Size bazı taraftarların maç sonucu tepkilerinden oluşan bir buketle açtım yazıyı.

İşim gereği maçlardan sonra bilindik tüm takımların taraftar tepkileri daima ilgimi çekmiştir.

Çünkü taraftar eğer yöneticiden ‘mamalı!’ değilse, objektiftir, yüreğiyle konuşur.

****

Aslında bu tepkileri görünce her ne kadar yazının konusu başka bir takımsa da önce Fenerbahçe geldi aklıma.

Çünkü onlar da 10 seneyi aşkındır her sezona şampiyonluk parolasıyla başlasa da ligin ikinci yarısında havlu atarak, taraftarının buna benzer tepkileri ile karşılaşıyordu.

Ne yazık ki, sarı-lacivertliler gibi bizim Karşıyaka da yaklaşık 10 senedir şampiyonluk hedefiyle yola çıktığı 3. Lig’de olağanüstü hatalar yaparak taraftarını hüsrana uğratıyor.

Bildiğiniz, ‘Fenerbahçe Sendromu’ yaşıyor, Kaf Kafımız.

Aslına baktığımızda samimiyetle söylüyorum; Karşıyaka’nın bu yıl doğru yolu bulduğuna inanmıştım.

Hemen hemen ligin bütün takımlarını izlediğim için Karşıyaka’nın mevcut kadrosu ve teknik heyetiyle ipi göğüsleyeceğini umuyordum.

Gerçi 12. haftada aldığı Eskişehir yenilgisi sonrası ‘Acaba?’ diye aklımdan geçmedi değil. Ama onu da yol kazası olarak görmüştüm.

Yalnız ikinci yarı ile birlikte her ne kadar kendime kondurmakta zorlansam da yavaş yavaş yanıldığımı düşünmeye başlıyorum.

****

Önce lig sonuncusu Afyon karşısındaki inanılmaz kötü futbol ile alınan beraberlik ve ardından lider Kütahyaspor’a karşı Alsancak’ta son dakikada bırakılan 3 puan.

Bu yenilgi KSK’yi zirvenin 7 puan gerisine iterken, aşağıdan gelen takipçileri de onu ‘av’ olarak görmeye başladı.

Büyük hayal kırıklığı yaratan son iki maç gösterdi ki, Eskişehir yenilgisi ‘akut’ bir rahatsızlık değil, meğer ‘kronik’ bir hastalığın yeniden nüksettiğini gösteren ‘semptom’muş.

Karşıyaka’nın camia olarak yıllardır en büyük rahatsızlıklarının başında yönetimlere, takımlara, antrenörlere farklı fraksiyonların etki etmeye çalışması geliyordu.

Artık bunların geride kaldığını düşünüyordum; acaba bu sorun halâ devam ediyor olabilir mi?

****

Şampiyonluk mücadelesi verilen bir sezonun devre arası ve transfer dönemi bu kadar verimsiz nasıl değerlendirilir?

Yine zirve mücadelesi verilen bir sezonda 17 yaşında genç futbolcunun ‘transfer’ planlamasının takımı bu kadar bozabileceği kimsenin aklına gelmedi mi?

Takımdaki kötü gidiş devam ettiği taktirde, bu durumdan hem yıldız adayı Adem’in, hem de Karşıyaka’nın ne kadar büyük zarar görebileceğini bir kişi bile düşünmedi mi?

Görünen o ki, Karşıyaka’da hem yönetim, hem teknik kadro, hem de takım şu dönemde formsuz ve toparlanmak için de fazla zaman yok.

Benim beklediğim Karşıyaka’dan ‘Büyük camia’ refleksi göstermesi.

Çünkü bu taraftar, ‘Yine bana hüsran, bana yine hasret var’ şarkısını söylemekten bıkıp usandı.