Kovid-19 bizi değişime zorluyor

Bilmediğimizden korkarız, bildikçe rahatlarız ya hani, iletişimci olmanın ötesinde basit bir insan, bir evlat, bir eş ve bir anne olarak anlamak için araştırıyorum, okuyorum, farklı görüşleri dinliyorum diyen Kurumsal İletişim Danışmanı Fulya Meral, yeni dönemin ne ifade ettiğini 9 Eylül Gazetesi okurları için yazdı.

Kovid-19 bizi değişime zorluyor

Hazırlayan/ Fulya MERAL (Kurumsal İletişim Danışmanı)

Kovid-19 adlı korona virüs pandemisi ile ilgili elbette konuşacak çok şey var, merak edilen detaylar, her gün açıklanan sayılar -ki her biri bir hayat, öyle sayılabildiği kadar basit özetlenemiyor-, ülkemizde ve tüm dünyada yaşananlar… Özetle içinde bulunduğumuz durum 3. Dünya Savaşı olarak değerlendiriliyor. Bilmediğimizden korkarız, bildikçe rahatlarız ya hani, iletişimci olmanın ötesinde basit bir insan, bir evlat, bir eş ve bir anne olarak anlamak için araştırıyorum, okuyorum, farklı görüşleri dinliyorum. Bu analiz, yaptığım okumalara ve anlama çabalarına sizi de ortak etmekten öte bir anlam ifade etmiyor. Hadi birlikte analiz edelim, sorularla ilerleyelim.

İnsanlara çip takmanın yolu mu?

Öncelikle yaygın iki görüş var. İlk açıklamalara göre bu virüsün canlı hayvan pazarından kendiliğinden insana bulaşır hale gelip yayıldığı, diğer görüş ise söylendiğinin aksine insan eliyle laboratuvar ortamında yaratılmış olup bilerek ya da kazara yayıldığı yönünde.

Çoğumuz Bill Gates’in Microsoft’un kurucusu olduğunu, dünyanın en zengin ve en zeki insanlarından birisi olduğunu biliyoruz. Bill Gates, komplo teorisyenlerinin de en önemli konu başlığı. Haksız da değiller, 2015 yılında yaptığı bir konuşmada; "Önümüzdeki 10 yıl herhangi bir şey 10 milyondan fazla kişiyi öldürecekse bu savaştan çok yüksek bulaşıcı bir virüs olacak" açıklamasını yapmış, arkasındaki ekranda korona virüs görüntüsü göstermişti. Uzun yıllardır bir kahin gibi gelecek öngörüleri ile yeni dünya düzenini anlatıyor. Kovid-19 virüsü başladığından bu yana da açıklamalar yapıyor, kendi adını taşıyan vakfa yüklü miktarda bağışlar yapıyor.

Bill ve Melinda Gates Vakfı'ndan, "Kurumumuz, ölümcül virüsün teşhisi, karantina süreci, tedavi çalışmaları, riskli insanların korunması ve aşı geliştirilmesi ve salgının kontrol altına alınmasına yardım edecek" açıklaması yapıldı.

Öte yandan geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanlarından Roger Stone, katıldığı bir radyo programında birçok kişinin aklındaki düşünceyi dile getirme cesaretini gösterdi ve Bill Gates'in insanlara mikroçip takabilmek için korona virüs salgınını başlatmış olabileceğini iddia etti.

Stone, "Bill Gates'in bu salgının yaratım ve yayılım sürecinde rol oynayıp oynamadığı tartışmaya açık. O ve diğer küreselciler, bunu aşıları zorunlu hale getirmek ve insanlara mikroçip takmak için kullanıyor" dedi. ABD Başkanı Trump da, korona virüsünün Çin'deki bir laboratuvardan çıktığına dair iddiaları da yakından izlediğini söylüyor.

Kovid-19’dan önce, kendinize çip taktırmayı düşünür müydünüz? Sizi yaşamınızda bir üst seviyeye çıkaracağını söylesek ister miydiniz? Hayır mı? Günümüzde insanların kendisine çip takılmasına “razı olmayı” bırakın, yalvarırcasına istemesine şahit olmak üzereyiz. Buna sebep olan şey tabii ki virüsün yarattığı ölüm korkusu, sevdiklerini ve sahip olduklarını kaybetme korkusudur. O korku ki, özgürlüklerimizi elimizden alan, bizi evlerimizde mahpus eden korku…

Dünyayı kirletmesek affolur muyuz?

Genç yaşında tüm devlet liderlerine kafa tutan 2003 doğumlu İsveçli aktivist Greta Thunberg, iklim değişikliği ile derhal savaşılmaya başlanması gerektiği konusunda protestoların başrolünde bir kız çocuğu, 2018’de Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ne de damga vurmuştu. Proje çocuk da denilen Greta, “Ekosistemler çöküyor, küresel yok oluşun başlangıcındayız ve sizin konuştuğunuz tek şey para ve ekonomik büyüme masalları” dedi. Dünya liderlerine hızlı bir şekilde harekete geçme çağrısı yaptı ve "Sizi izliyor olacağız" diye konuştu.

Times dergisi tarafından 2019 yılının kişisi seçilerek kapakta yer alan Greta, salgın ortaya çıktığında, korona virüsü teşhisini kendi koyduğunu ve kendini karantinaya aldığını açıkladı.

Elbette sözlerinde haklıydı, insanlık olarak dünyayı kirletiyor, sorumsuzca kaynakları tüketiyorduk. İnsanlık fazlasıyla kalabalıklaştı ve dünya için tehlikeli hale mi geldi gerçekten? Bazı çevreciler evlere kapandığımızdan bu yana doğanın kendini yenilediğini, dünyanın bir nebze soğuyup temizlendiğini, aslında dünyayı tüketen virüsün insan olduğunu söylüyor.

Peki varoluşumuzdan bu yana gelişmek ve tüketmek öğretilmedi mi bize? Biz sisteme ayak uydurduk sadece…

Küresel para sistemi çöküyor mu?

Fütüristik filmler ve romanlarda konu olsa inanmakta zorlanacağımız günler yaşıyoruz.

Kağıt paralar sınırsız basılarak gerçek olmayan, karşılığı olmayan değersiz kağıt parçalarına dönüşürken, dünyada sınırlı bulunan altın ve gümüş gibi metallerin değerleneceği söyleniyor. Alışveriş için takas ekonomisinin yürüyeceği, gıda kıtlığı bile yaşanabileceği söyleniyor.

Gıda, tarım ve hayvancılığın önemini bir kez daha gördük. İki günlük sokağa çıkma yasağı ilan olduğunda, ekmek almaya sokağa hücum edilmesine, 1 ekmeğin 5 liradan karaborsa satılmasına şahit olduk. Bazı ekonomist ve komplo teorisyenlerinin öngörülerinin gerçek olmayacağına inanmak istiyoruz haliyle.

5G bizi virüsün avı haline mi getiriyor?

Gelecekte sizin bilginize ya da emeğinize ihtiyaç duyulacak mı? Yoksa yerinizi yapay zekaya sahip robotlar mı alacak? Korku filmi olsa, bırakıp hep birlikte salondan çıkalım derim.

Virüs en çok yaşlı kesimi etkiliyor, genç ve çocuklarda kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin etkilenebildiği biliniyor. Bünyesi zayıf olanlar elekten geçirilip sağlam sağlıklı üst insan modeli mi geleceğe geçiş yapabiliyor yoksa? Gençlerin teknolojiye yatkın olduğu için daha kolay değişime uyum sağlayabileceği de söyleniyor.

Beşinci nesil mobil teknoloji hizmeti olan 5G, piyasaya çok hızlı bir giriş yaptı. Kullanmış olduğumuz 4.5G ya da 4G teknolojileri ile beraber 100 MB internet hızına ulaşmak teorik anlamda mümkün kılınmıştı. 5G sayesinde 1Gbps ve 10Gbps arasında bir hıza ulaşmak artık mümkün olacak. Pandemi öncesinde, 2024 yılından sonra 5G kullanımının %50’nin üzerine çıkması ön görülüyordu. Şimdilerde 5G’nin birlikte getirdiği tehlikelerine endişe ile bakılıyor. Bu endişenin altında yatan temel sorun ise radyasyon. İnsan DNA’sı üzerinde ciddi tahribatlar yapabileceği düşünülüyor. Bu nedenle bilim insanları daha şimdiden kullanıcıları 5G teknolojisinin zararlarına dair uyarıyor. Hatta bazı ülkelerde sokak eylemleri de yapıldı.

Teknoloji insanlık yararına mı zararına mı?

Dünyanın her bölgesinden 250 bilim insanı Birleşmiş Milletler ile Dünya Sağlık Örgütü’ne ortak dilekçe göndererek, kanser riski, hücresel stres, öğrenme ya da hafıza problemleri ile genetik aksaklıklara da dikkat çekti. Sadece insanları değil, doğayı, bitkileri, hayvanları da etkilediği söyleniyor.

3G, 4G teknolojilerine ilişkin yapılan sayısız deney ve bilimsel araştırmalarda DNA hasarlarına ya da stres kaynaklı sperm hasarlarına rastlanıldı. Kanser teşhisi konulan farelerde hücre ölümlerinin önemli ölçüde arttığı, sinir sistemlerinin olumsuz yönde etkilendiği ortaya kondu. 5G hakkında yapılan deneylerden haberdar değiliz. Covit 19’un sebebi değilse bile, insanların bağışıklık sistemini zayıflattığını ve ölümlere sebep olduğunu düşünenler var.

Soruların ışığında farklı bakış açılarını sunarak, genel değerlendirmeyi size bırakmak zorundayım. Sosyal mesafe mecburiyeti çekirdek aile dışında kalan herkesle iletişimi teknoloji vasıtasıyla mümkün kılarken, kitle iletişim araçlarına daha çok yüzümüzü döndüğümüz bir dönemdeyiz. Hasret kaldıklarımızın kıymetini öğrenip, çekirdek ailemizle yüz yüze iletişimin en yüksek olduğu günleri yaşıyoruz.

İnsanlığın evrimi bir şekilde devam edecek ve ömrümüz yettiğince göreceğiz. Umut varsa hayat var. Yıllar sonra sevdiklerimize sarılıp bugünleri hatırlayacağız. Olan biteni bilirsek pozisyon alabiliriz. İstiklal Marşı’nın ilk kelimesini unutmamak gerekiyor, “Korkma!”…

Fulya Meral Kimdir?

23 Nisan 1978 İzmir doğumlu Fulya Meral, evli ve 9 yaşında Uras’ın annesidir. Babasının TSK’daki görevi nedeniyle ilk-orta-lise eğitimini, İzmir Alsancak ve Seferihisar, Çanakkale-Gelibolu, Kocaeli’de tamamladı, 1996 Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okurken gazeteciliğe başladı. 1997-2000 yıllarında Hürriyet Gazetesi Ankara Haber Merkezi’nde stajyer muhabir olarak çalıştı, Ankara ekinde sayfa editörlüğü yaptı. 2000 yılında, önce Kanal D, ardından Star TV Ankara bürolarında televizyon haberciliğini denedi. 2001-2003 yıllarında Ankara Ticaret Odası yayınları Ekonomik Denge dergisinde muhabirlik, ATOHaber Gazetesi’nde Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. 2004 yılında Yeni Asır Gazetesi’nde, 2005’te Gazete Yenigün’de editörlük yaptı. Bir süre Ege Life Dergisi’nin Haber Müdürlüğü’nü yapan Fulya Meral,

2011 yılından bu yana özel şirketlere basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı ve kurumsal iletişim danışmanlığı yapıyor. Fulya Meral, Ekonomi Muhabirleri Derneği üyesidir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Merih suer
Merih suer - 7 ay Önce

Hulyacigim Özgür ve Uras gerçekten çok şanslılar senin gibi doğru düşünceli başarılı güzel bir insan hayatlarının tamda ortamındasın başarılarının devamını diler hepinizi sevgiyle öperim

Tülin Topuzoğlu
Tülin Topuzoğlu - 7 ay Önce

Böyle bir özete ihtiyaç büyüktü.
Bölük pörçük duyumlarımızın anlaşılır bir dille sıraya konduğu “büyük resim”.Emeğinize sağlık.

Asiye Avcı
Asiye Avcı - 7 ay Önce

Fulyacığım çok güzel aydınlattınız başarıların daim olsun muhteşem doğrular

banner97

banner96