Geleceğin okulları

Binalar yıkıldı, yaşasın sınırsız öğrenme. Bu duygu ve düşünce sizi rahatsız ediyor olabilir. Bildiğimiz sistemler tarafından terk edilme hissi, değişime hızlıca adapte olamama fikri huzursuz hissettiriyor olabilir. Filiz Güleç Kutlu geleceğin okullarını ve eğitimini yazdı.

Geleceğin okulları

Filiz GÜLEÇ KUTLU/ ReSkills Training

İşleyen düzenin içerisinde çocukların okula gitmemesi veya sizin fiziksel olarak okul olarak tanımladığımız binalardan içeri giremiyor olmanız hayatınızın direksiyonunu kaybettiğiniz hissine kapılmanıza neden olabilir. Tüm bunlar yaşanan köklü değişimlerin sancısı. Bu süreçte elimizde yapabileceklerimize dair tek güç sınırların ötesinde düşünebilme yeteneği. Biraz zihin jimnastiği.

Pandemiden önce de aslında bunları konuşuyorduk. En büyük sıkıntımız 19. yüzyıldan kalma eğitim sistemleri ile 21. yüzyıl gençlerini yetiştiremeyeceğimiz konusuydu. Yaşam boyu eğitim ve öğrenme sistemlerinin mutlaka kurgulanması gerektiğini de neredeyse son on yıldır konuşuyoruz. Avrupa Birliği’nin resmi kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları uzun yıllardır bu konular hakkında araştırma ve çalışmalar yapıyor. Bakın mesela size 2006 yılından bir örnek; Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi 2006 yılında, Hayat Boyu Öğrenme için Anahtar Yetkinlikler Hakkında Tavsiye Kararı yayınladı ve okuma yazma yetkinliği, çoklu dil yetkinliği, matematiksel yetkinlik ve bilim, teknoloji ve mühendislikte yetkinlik, dijital yetkinlik, kişisel, sosyal ve öğrenmeyi öğrenme yetkinliği, vatandaşlık yetkinliği, girişimcilik yetkinliği, kültürel farkındalık ve ifade yetkinliği geliştirilmesi gereken yetkinlikler olarak tanımlandı.

Yine 2018'de AB Konseyi'nin tavsiye kararları içerisinde “hayat boyu öğrenme bakış açısıyla, örgün, yaygın ve serbest olmak üzere geniş çaplı eğitim, öğretim ve öğrenme ortamlarını kapsamalıdır” ifadesi yer almaktadır. ReSkills Training olarak önceki yazılarımızda özellikle vurgu yaptığımız Kişisel Learning Management System’lerimizi oluşturmak yani kendi öğrenme yöntemlerimizi belirlemek ve bunları tanımlayabilme anlayışının art alanı bu bakış açılarına dayanıyor. Ama pandemi ile birlikte fiziksel binaların sınır olmaktan çıkması bu temel düşünceyi çok daha görünür kılmış oldu.

Yaşam boyu öğrenme

Bina yoksa kendi inşaatımızı yapabiliriz artık. Kendi öz düzenlemelerimize uygun, içsel ve bireysel sorumluluğumuzu alarak ihtiyaç duyduğumuz eğitimi eğitim - öğretim pazarından seçerek gelecek hedeflerimize uygun gerçekçi bir plan yapabiliriz. TEGEP’in son dönemde gerçekleştirdiği; çalışma hayatına dahil olmuş olan "Öğrenenleri tanımak" üzere hazırlanan Bireysel Öğrenen Araştırması'nda, gelişim ihtiyaçlarına tam olarak uyan detaylı bir gelişim planlayanların oranı yüzde 21! Bu oranın düşük olması eğitim sisteminin bireysel sorumlulukların alınmasını destekleyici bir yapıda olmaması. Bir başka gelişmeyi daha paylaşalım. Geçtiğimiz günlerde Google yeni bir sertifika programı hazırladığını açıkladı. Bu program geleceğin iş yaşamını ve yüksek öğrenimi büyük ölçüde etkileyecek. Programın süresini altı ay olarak belirlemişler ve programın içeriğini oluşturanlar Google çalışanları. Yani tamamen sektörün içinde o işi yapan, geliştirilmesi gereken alanları gören, hangi sorunların çözümlere ihtiyacı olduğunu bilen kişiler. En önemlisi ise Google kendi işe alımlarında bu sertifika programını dört yıllık üniversite derecesi ile eşdeğer göreceğini açıklamış. Eğitime harcanan bütçenin düşük olmasını da düşünürseniz artık eğitim sınırları aşıyor ve kökten değişiyor. Bir seneden fazladır ReSkills Training olarak yayınladığımız podcastlerimiz de bu uzaktan öğrenme yöntemlerinden biri. Öğrenici istediği zaman istediği yerde konu ile ilgili uzmanları dinleyebiliyor ve alması gereken aksiyon planlarını kafasında canlandırabiliyor. Yaşam boyu öğrenme anlayışına tekrar hoşgeldiniz. Bu araştırma ve yayınlanan haber iş yaşamındaki aktif bireyleri kapsamakta evet. Ancak bu yazımızda özellikle vurgulamak istediğimiz okul yaşamındaki öğrenicilerin de çok geç olmadan bireysel öğrenme sorumluluğunu almaları gerektiği konusunda farkındalık oluşturmak. 2006 yılından beri söylenen yetkinlik gelişimi önemine vurgu yapmak.

Öz düzenleme

Peki yetkinlik gelişiminde neyi farketmemiz gerekiyor? Yazımızın başında belirttiğimiz sınırların ötesinde düşünebilmek için bir kaç ipucu.

Fiziksel olarak okula gidemiyorsak, online eğitim bizleri tatmin etmiyorsa ne yapabiliriz? Burada sözünü ettiğimiz konu sadece dijital öğrenme kanallarını bulmak ve kullanmak değil, daha derin, daha gerçekçi, kendi gerçekliğimize daha uygun plan yapabilme becerimizi ortaya çıkarmak. Bilim dünyasında bu anlayışın temeli öz yeterlilik, öz düzenleme kavramlarına dayanıyor. Öz yeterlilik kişinin yapabilecekleri konusunda kendine olan inancıdır. Yani bu ne yapacağını bilmekten çok farklıdır. Öz düzenleme ise; kişinin öğrenme ve sorumluluk alma konusunda motivasyonunu etkileyen faktörlerin farkında olmasıdır. Yani kişisel öğrenme derin bir soru sorma becerisi gerektirir. Artık konuşmalarımız “büyüyünce ne olacaksın çocuğumdan?” öteye gitmelidir. Soracağımız sorular S.M.A.R.T (Specifik-spesifik, Measurable-ölçülebilir, Achiavable – Uygulanabilir, Realistik - gerçekçi, Time-bound – Zamanlaması yapılmış) olmalı, ağızdan çıkan istekle, kalpten çıkan isteği birleştirebilmeli. Kariyer hedefleri ve amaçlar yeniden keşfedilmeli, cesaret edilmeli, görsel, sözlü ve sanal varlığımızı çalışmak istediğimiz sektöre göre şekillendirmeliyiz. Bunun uzun soluklu bir yol olduğunu bilmeli, bu yolda bizi ayakta tutacak olan şeyin değer ve inançlarımız olduğunu farkına varmalıyız. Dışarıdan empoze edilmeyen, hedefe doğru ilerlerken bizi yolda tutan, o hedefleri nasıl yaşayacağını zorluklarla karşılaştığında da hatırlatan, tutkuyla yapılan, dünyaya da iyi gelen şeyi; Ulvi amacı tanımlamalıyız. Bireysel olarak yapmamız gereken ve geleceğin gençlerine de aşılamamız gereken çalışma biçimleri bunlar olmalı. Teknolojiyi öğrenirken tarih, arkeoloji, sosyoloji, felsefeyi de yeniden öğrenmeliyiz.

Bireysel öğrenme kişi temelli olsa da bu kısa yol haritası zihin jimnastiği için bir başlangıç olabilir.

Eğiticiler veya eğitim sistemleri için neler önerebiliriz?

Formel eğitimin yanında yaşam boyu öğrenme bağlamında destekleyici ve besleyici organizasyonlar yapmalıyız. Eğitim sistemlerini liyakata dayalı sistemlerden oluşturmalıyız. Sistem içindeki her bireyi daha yetenekli, daha gelişime açık, daha ulvi amaçları olan kişilerden oluşturmalıyız. Sistemin değişmesini beklemeden iş birliği içinde yapılabilecek çalışmalarla sistemi beslemeliyiz. Öğrenicilerin doğru bilgiye nasıl ulaşabileceklerini, takım halinde neler başarabileceklerini, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin neler olduğunu, kültürlerarası farklılıkların zenginlik olduğunu anlatmalıyız. Eğitim sistemleri içerisinde yer alan her öğretmenin, her yöneticinin birer yaşam boyu öğrenici olmasını sağlamalıyız. Bunu sağlamak bizi bir önceki paragrafa geri götürüyor ve yol haritaları burada çakışıyor. Yeniden o paragrafı okumak ve üzerinde birlikte kafa yormak toplumsal kalkınmaya da katkı sunacaktır.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Kaynakça:

https://www.myk.gov.tr/images/articles/TYC/Yayinlar/ Hayat_Boyu_Ogrenme_icin_Anahtar_Yetkinlikler_Tavsiye_Karari_2018.pdf https://www.myk.gov.tr/index.php/tr/haberler/102-tuerkiye-yeterlilikle-cercevesidairesi-bakanl/3666-2018de-guencellenen-anahtar-yetkinlikler-hakkndakitavsiye-kararnn-tuerkce-tercuemesi-yaymland https://www.inc.com/justin-bariso/google-plan-disrupt-college-degree-universityhigher-education-certificate-project-management-data-analyst.html

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tolga Gören
Tolga Gören - 3 hafta Önce

Filiz Hanım selamlar. Yaşam boyu öğrenme gerçekten çok önemli. Ancak eğitimin temel düzeyinde kişinin öğrenme yetisini kazanması ve özellikle ilk öğretim sırasında kendi yaş grubunu ile okulda oluşturulan sosyal etkileşim alanının kaybolması bu dönemin çözülmesi gereken en büyük sorunlarından birisi diye düşünüyorum. Bunun haricinde okul hangi çağda olursa olsun kişinin gelecek yaşamında ihtiyaç duyacağı ağ kurmanın en temel kaynağı. Aynı okul ve sıraları paylaşan insanların birliktelik duygusunun kaybolması bence ciddi bir toplumsal sorun haline gelecek. Teknolojinin ve psikolojinin önümüzdeki dönem için en büyük zorluklarından birisi bu olacak diye düşünüyorum. Emeğinize sağlık.
Saygılarımla

banner92