Yerel seçimlere kısa bir süre kala adayların vaatleri yine havada uçuşuyor. Vatandaş olarak haklarını bilmeyen, yerel yönetimlerden ve iktidardan ne isteyeceğine karar vermemiş olan kitleler ya fanatik bir parti seviciliğe ya da dile getirilen balon hayallere takılıyorlar. Yaşadığınız kenti tanımaz, şehrin sorunlarından bihaber olursanız, sivil toplum yapıları içinde yer alıp sesinizi duyurmaz, taleplerinizi iletmezseniz; elbette birileri sizin yerinize konuşur, sizin yerinize düşünür, kendi lehlerine karar verirler. Bilinçli toplumlar, yöneticilerinden refaha ulaşmak için planladıkları geleceği gerçek dönüştürmelerini isterken, diğerleri günü kurtaracak işlerin beklentisi içine girerler.

İzmir’in de diğer Anadolu şehirleri gibi pek çok sorunu var. Bunların başında dakikalarımızı gereksiz yere harcadığımız trafik, her yağmurda göle dönüşen cadde ve sokaklarla daha net açığa çıkan altyapı sorunu, çirkin yapılaşma, bir türlü aktif hale gelmeyen kentsel dönüşüm, turizmi yok saymak ve bununla ilgi yeterli adımları atmamak gibi sorunlar geliyor…

***

Aslında bu yazıyı İzmir’in sorunlarını anlatmak için yazmıyorum. Şehrin insanlarının eksikliğini duyduğu için talep ettiği, inşa aşamasında sorunlar yaşansa da asla vazgeçilmeyen ve böylece tamamlanması sağlanan bir projeyi dile getirmek için kaleme alıyorum. 1993 yılında temel çukuru kazılan ve uzun bir süre öylece kalan Bornova Kültür ve Sanat Merkezi, 26 yıl sonra bugün kapılarını açacak. Böylece, değişen iktidarlara, yerel yönetimlere ve üst düzey yöneticilere rağmen kentlinin bir talebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yerine getirilmiş olacak. Böylece; İzmir Devlet Tiyatrosu’nun ve İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin yeni bir sahne kazanması sağlanacak. Bu iradeyi gösteren ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Bugünkü ilk gösteri Devlet Tiyatroları Sahnesi’nde Haldun Dormen’in yazdığı, Sabri Özmener’in yönettiği “Kantocu” adlı müzikal. İzmirliler, müzikalin biletlerini satışa çıktığı anlarda tüketerek hem projeye hem de sanata verdikleri önemi bir kez daha gösterdiler. Devlet Tiyatroları böylece 380 seyirci kapasiteli çok güzel bir salona kavuşurken, bir yandan da 28 Şubat’ta açılacak 250 kişilik Karşıyaka sahnesinin de heyecanını yaşıyor.

Bornova Kültür ve Sanat Merkezi hem tiyatro hem de opera ve bale seyircisini doyuracak nitelikte. Sahne arkasının genişliği, sahnelerin boyutları, oturma kapasiteleri ideal… Gezip gördüğüm binanın ufak tefek kusurları olsa da sanırım en büyüğü iki salon arasındaki duvarların ince olması nedeniyle aynı anda iki eserin sahnelenemeyecek olması.

***

60 kişilik kadrosuyla dikkat çeken Kantocu müzikali açılışa özel seçilmiş gibi… Eser, milli mücadeleden Cumhuriyet’in ilanına uzanan süreçte, İstanbul’un tiyatro hayatının oldukça hareketli olduğu ve kantoların gece hayatına damgasını vurduğu günlerde geçiyor. Kadınların tiyatroya o dönemde kantolarla adım attığını düşünürsek anlatılanlar çok önemli. Geçmişte aşağılayıcı sözleri göğüsleyerek çıkıp şarkı söyleyen, dans eden, erkeklerle dalgasını geçen; Ermeni, Rum, Yahudi, Çingene kadınlarının bir dönemi kapatıp yeni bir dönemin kapısını ardına kadar açtıkları asla unutulmamalı. Müzikalde anlatılan ve yıldızı yeni yeni parlamaya başlayan kahramanımız Verjin de Beyoğlu’nun renkli atmosferine işte o günlerde sürükleniyor. Cemil ile yaşadıkları aşk serüveni ve yakın tarihimizin acı tatlı olayları, dönemin şarkı ve danslarıyla seyirciyle buluşuyor. Kantocu müzikali, sezon boyunca perşembe, cuma ve cumartesi günleri oynanacak.

**

O günlerden bugüne çok şey değişti. Kadınlar pek çok alan öne çıkmaya başladı ama sizce yeterli mi? Başkan adayları yeniden dönecek olursak adaylar arasındaki kadınların azlığı sizi de rahatsız etmiyor mu?

Ne güzel ki müzikalin besteleri Serpil Günseli’ye, söz yazarlığı Zeynep Talu’ya ait. Koreografiyi Meltem Yorulmaz üstlenmiş... Oyunun dramaturgları Füsun Ataman ve Pınar Merterkek… Daha pek çok insanın emeği var eserde ve hepsini şimdiden alkışlıyorum. Fakat kadınların varlığı çok önemli. Umarım bir gün bu müzikalde olduğunu gibi bunu her alanda görür ve yaşarız.

Hedefleri olan toplumlar, zamanı en iyi kullananlar oluyor. Aradan 26 yıl geçse de varmanın heyecanını siz de Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaşayın.