SEMİ TEKTAŞ/İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde başlayan eylemlerde İzmir'de gözaltına alınan gençlerin davası bugün İzmir Adliyesi’nde başladı. Davaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, siyasi partiler ve tutuklu yakınları katıldı. Vekiller dava öncesinde basın açıklaması gerçekleştirerek tutuklu gençler için tahliye çağrısında bulundu.
Gökçen: Toplumun dayanışmasıdır!
Dava öncesi mikrofonların karşısına geçen Gökçe Gökçen, Bugün burada, tutuklu bulunan dört genç arkadaşımızın ve yargılanan onlarca gencin yanında olmak için toplandık. Öncelikle burada bulunan siyasi parti temsilcilerini, örgütlerimizi ve dayanışma gösteren herkesi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve tutuklandığı, gençlerin direnişiyle tarihe geçen 19 Mart sürecinden bu yana yaşananları yakından takip ediyoruz. O gün barışçıl gösteri hakkını kullanan, demokratik itirazını dile getiren gençler bugün slogan attıkları gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştır. Aradan aylar geçmesine rağmen hâlâ tutuklu bulunan dört genç arkadaşımız var ve bugün onların duruşması görülecek. Bu gençler yalnızca eleştirdikleri, düşüncelerini ifade ettikleri ve barışçıl gösteri haklarını kullandıkları için yargılanmaktadır. Ne yazık ki bugün ülkede; gençlerin, gazetecilerin sıradan bir şekilde gözaltına alındığı; tutuksuz yargılanması gereken dosyalarda tutuklamanın kural haline geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu düzenin asıl korktuğu şey, gençlerin itirazı ve toplumun dayanışmasıdır” diye konuştu.
“Siyasete devam edeceğiz”
Davanın takipçisi olacaklarını ifade eden Gökçen, “Bizler bütün baskılara rağmen cesaretimizi büyütmeye devam edeceğiz. Eleştirilerimize yanıt veremeyenler, siyaset üretemeyenler, bizleri mahkeme salonları önüne çekerek susturabileceklerini sanıyorlar. Ancak biz hem itirazlarımızı yükseltmeye hem de daha güzel ve demokratik bir Türkiye için siyaset yapmaya devam edeceğiz.
Bugün umuyoruz ki dört arkadaşımız özgürlüklerine kavuşur. Derhal tahliyelerini bekliyoruz. Yargılanan tüm gençler üzerindeki bu baskının, bu yargı sopasının artık son bulmasını istiyoruz.
19 Mart sürecinde gözaltına alınan, tutuklanan, şiddete maruz kalan; ailesi mağdur edilen, yurtlarından atılan, işinden edilen ve baskıya uğrayan hiçbir genç bu ülkede yalnız değildir. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Taşkın: 14 kişilik koğuşlarda 45 kişi kalıyor
14 kişilik koğuşlarda 45-47 kişinin kaldığını ifade eden Yüksel Taşkın, “Ben bu dört genç arkadaşımızı cezaevinde ziyaret ettim. Karşımda pırlanta gibi dört genç gördüm. Şaşırdım mı? Hayır.
19 Mart sürecinde Silivri’de gözaltına alınıp tutuklanan gençleri de ziyaret etmiştim. Onlar da aynı şekilde pırıl pırıl, geleceğe umutla bakan gençlerdi. Daha sonra aileleriyle görüştüm. Bu arkadaşlarımızın 14 kişilik koğuşlarda 45–47 kişi kaldığını öğrendim. Cezaevlerinde yaşanan yoğunluğu ve zorlukları birebir yaşıyorlar.
Orada bu toplumun ürettiği eşitsizlikleri de yakından görüyorlar. Çünkü cezaevleri büyük ölçüde yoksul insanların bulunduğu yerler haline gelmiş durumda. Ama şunu da görüyoruz ki bu gençler bulundukları yerde de öğrenmeye, düşünmeye, kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Çıktıklarında mücadele ettikleri değerlere daha da sıkı sarılacaklarına inanıyorum.
Aslında iki yöntem var. Birincisi; dinlemek ve saygı göstermek. Boğaziçi Üniversitesi’nde Genel Başkanımızla birlikte gençlerle bir araya geldik. Onları dinledik, anlamaya çalıştık, müzik yaptılar, konuştular; biz de saygı gösterdik.
İkinci yöntem ise baskı uygulamak, susturmaya çalışmak. Oysa ben şunu hayal ediyorum: Cumhurbaşkanı, hakkında hakaret davası açtığı yüz binlerce insandan bir kısmıyla bir masa etrafında oturup konuşsaydı, belki birçok şeyi daha farklı değerlendirebilirdi. Belki çok mu hayalciyim, bilmiyorum.
Bugün Ege Üniversitesi KYK yurdunda da gençler en temel anayasal haklarını kullanarak dinlenmek ve anlaşılmak istiyor. Buradan açıkça söylüyorum: O gençleri kriminalize etmeyin.
Yetkililere hatırlatıyorum; sizin göreviniz sosyal devlet ilkesinin gereği olarak bu gençlerin hakkını, hukukunu, güvenliğini sağlamaktır. Onları susturmak, tutuklamak değildir.
Gençlere saygılı olun. Çünkü kendi çocuklarını harcayan ülkeler asla kalkınamaz” diye konuştu.