Son teknolojik tasarımlarla artık şehirler bambaşka bir bakış açısıyla yeniden yapılandırılıyor. Enerji üreten binalar, karbondioksiti oksijene çeviren doğa dostu tasarımlar, her türlü riski analiz ederek, tüm verilere göre çözümler sunan yazılımlar, robotlarla hayal gücünün sınırlarını zorlayan mimari tasarımlar mümkün. Teknolojinin kentlerde daha etkin bir şekilde kullanılması ise kentlerin daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir hale gelmesine katkı sağlıyor.

Bu alanda yenilikçi tasarımlarıyla ulusal ve uluslararası ödüllerle adından söz ettiren Mimar Öznur Çakır, esin kaynağının doğa olduğunu söylüyor.

Oznurcakır

SÜRDÜRÜLEBİLİR DÖNÜŞÜM

Gerçekleştirdikleri Ar-Ge çalışmalarında amaçlarının teknolojiyi mimarlığın içerisine katmak olduğunu ifade eden Çakır, kentte sürdürülebilir dönüşümü sağlamak istediklerini vurguladı. Teknolojinin doğadan ilham aldığını dile getiren Çakır, “Hayvanların renk değiştirmesi hayatta kalma kabiliyetiyle doğru orantılı. Teknoloji alanında bunu sağlayabilirsek kente entegre olabilen ve çevreye zarar vermeyen sürdürülebilir kentleri oluşturmaya başlamış olacağız” dedi.

KENTSEL ISIYI AZALTACAK

Mimar Çakır’ın teknolojiyi doğayla bütünleştirdiği tasarımlarından biri bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Buca Tınaztepe’de uyguladığı ‘Portakal Vadisi’.  Amerika'da En İyi Sürdürülebilir Uygulamalar Yarışması’nda (İSBS) Çevre Ödülü ve Türkiye’de en iyi kentsel tasarım projesi ödülü alan proje, 200 bin metrekarelik bir alanda uygulanıyor.

Çakır ödüllü projeyi şöyle anlatıyor: “Kentsel ısı etkisini azaltmayı hedefledik.  Alanda olabildiğince farklı bitkiler kullanıldı ve mevcut dokuya da zarar verilmedi.  Tüm topografyaya uyumlu, doğayı bozmayacak yeşil çatılı binalarla içerisine kafeterya, lokanta, satış birimleri olan küçük küçük alanlar oluşturduk.”

Portakal Vadisi Proje

TAŞKINLAR ÖNLENİYOR

‘Portakal Vadisi Projesi’nde, su taşkınları önlenerek, fazla suyun oluşturulan kuru dere yatağına gelmesi sağlanıyor. Proje mimarlarından Çakır, oluşturulan yapay gölet ile toplanan  suyun her alanda kullanılmasını ve bölgenin taşkınlardan kurtarılmasını amaçladığını söyledi. Projede güneş enerjisi panelleri de kullandıklarını anlatan Çakır, “Yaklaşık 2 bin metrekare güneş paneli yerleştirdik. Tesiste kullanılan elektriğin yüzde 26’sını panellerden sağlıyoruz.” Projeyi gerçekleştirirken bölgede yaşayanların spor yapacakları, sosyo-kültürel alanları da dikkate aldıklarını vurgulayan Çakır, spor, kültür, konser, aktivite ve at binicilik alanlarının da planlandığı örnek projenin 1 yıla kadar tamamlanacağını söyledi.

SES KİRLİLİĞİNİ ÖNLÜYOR

‘Adaptive Sound Shield’ (Uyarlanabilir Ses Kalkanı) Projesi’ni anlatan Çakır, projede amaçlarının ses kirliliğinin insanın üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerini azaltabilmek olduğunu belirtti. Ses kirliliğinin insan sağlığına ciddi etkilerinin olduğunu vurgulayan Çakır, 5 desibel ses yüksekliğinin hipertansiyon ve kalp çarpıntısı gibi birçok sağlık sorununa sebep olabildiğini söyleyerek, bu bağlamda hem iç mekân hem de dış mekânda kullanılabilecek bir ses modülü yarattıklarını belirtti.

Modülün yüksek desibel ses geldiğinde, kanatlarını açarak sesi kestiğini aktaran Çakır, ses düştüğü anda ise kapanıp eski haline geri döndüğünü belirtti.  Modülün elektronik ve mekanik bir altyapıya sahip olduğunu dile getiren Çakır, akıllı yazılım algoritmasıyla bütün hareketleri ses desibellerine göre kodladıklarını aktardı.

 

İLK PROJE

Projede gürültü kirliliğine bir çözüm önerisi geliştirmeye çalıştıklarını söyleyen Çakır, “Amacımız aslında hava ve su kirliliği gibi ses kirliliğine de dikkat çekmek” dedi. Bugüne kadar yapılan bütün çalışmalarda hava ve su kirliliği üzerine birçok proje yapıldığını aktaran Çakır, dünya üzerinde ses ve gürültü kirliliği üzerine henüz bir çalışma yapılmadığını hatırlattı. Çakır, “Dolayısıyla buna dikkat çekmek için hem de yapılmayan bir çalışma yapmak için Ar-Ge projesini yaptık” ifadelerini kullandı.

YATIRIMCIYA İHTİYAÇ VAR

Gerçekleştirilmek istenen çalışmalarda yatırımcıya ihtiyaç olduğunu ifade eden Çakır, “Ürettiğiniz projeyi hayata geçirmek istediğinizde ciddi bir Ar-Ge süreci var ve bir ekip çalışması gerekiyor” dedi.  Dolayısıyla bu süreçte çalışmayı ekarte edebilecek bütçeye ve yatırımcıya ihtiyaç olduğunu dile getiren Çakır, yatırımcıların bu tip çalışmaları öğrenebileceği ortamları kurmanın Türkiye’yi çok daha ileriye götüreceğini ifade etti.

 

HALK BİLİNÇLENMELİ

Projelerin ve teknolojik tasarımların halka doğru tanıtılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çakır, “Vizyonu açık ve çalışmalarımıza oldukça pozitif bakan müteahhitler var.  Fakat Türkiye'deki en büyük sıkıntı bir an önce müteahhitlerin yapalım satalım fikri. Eğer biz gerçekten vatandaşa bu teknolojilerin hayat standartlarını değiştireceğini, geri dönüşünün çok daha iyi olacağını doğru aktarabilirsek, müteahhit de yapmak durumunda kalacak. Dolayısıyla bu anlayışı daha çok kitleye yaymamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. Çakır, depremden sonra ayakta kalan binalarda sismik izolatör olmasının halkı bilinçlendirdiğini hatırlatarak, artık kentsel dönüşüme giren bölgelerde halkın daha çok sismik izolatör istediğini belirtti.

AFETE YÖNELİK PROJELER GELİŞTİRİLMELİ

Afet anlarına yönelik alternatif projelerin geliştirilmesi gerektiğini belirten Çakır, İzmir'de yaşam alanlarının çoğaltılması gerektiğini ifade etti.  Vatandaşın deprem ve pandemiden sonra müstakil hayata geçmeye çalıştığını hatırlatan Çakır, “Tüm afetlere dayanıklı belirli modüller türetiyoruz. Bu tip yaşam modülleri üretilmeli ve hayata geçirilmeli.  Doğaya uyum sağlayıp, insanların güvenle barınabileceği mekanlar yaratmalıyız. Bu sadece İzmir için değil, dünya için geçerli” ifadelerini kullandı.

 

TÜRKİYE ‘TEKNOKENT’ ALANINDA ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye’de birçok üniversitenin Teknokenti’nin olduğunu ve başarılı Ar-Ge çalışmaları yapıldığını söyleyen Çakır, projelerin ağırlıklı yazılım, aplikasyon ve robotik alanlarda olduğunu anlattı. Kinetik mimarlık üzerine çalışmalar yapıldığını anlatan Çakır, bütçe sağlanırsa tüm bu çalışmaların mimari uygulamalarının yapılabileceğini belirtti.

TEKNOLOJİ TABANLI YAPI ÖRNEKLERİ

 

Manuel Gea Hospital

Toz haline getirilmiş, foto-katalitik, hava geçirmeyen adezyon değiştiren akıllı bir malzeme olan             titanyum dioksit ile kaplanmıştır.

Güneşin UV ışınları, dumanlı/kirli havadan geçerek titanyum dioksit’e ulaştığında, kaplama ile dumanın içindeki kimyasallar (mono-nitrojen oksitler-NOx) arasında bir reaksiyon oluşur ve hava içerisindeki zararlı gazlar, gübrede kullanılan bir tuz olan         kalsiyum nitrat, karbondioksit ve su gibi daha az zararlı kimyasallara ayrışır.

 

•       MATscape- Mitchell Joachim

 

Gridal bir yapıda tasarlanan yapı kabuğu üzerine yerleştirilen piezo-elektrik üreten modüller üzerindeki bileşenler ile rüzgar enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmektedir

 

Signal Box- Herzog ve De Meuron

Gün ışığı girişine engel olmayacak şekilde, bakır şeritlerin bina dış cephesine sarılması ile trenlerin geçiş anında, iç mekanın elektro-statik etkiden korunması amaçlanmıştır. Bir çeşit Faraday kafesi sistemi üzerine kurulu bir yapı oluşturulmuştur

 

Kaynak: 9 Eylül Haber Merkezi